Danışmanlık Yaklaşımımız

003“Tüm Bunları Yapmak Zorunda Değilsiniz, Çünkü Yaşamak Zorunlu Değil.” Deming
Değişimin şiddetini ve etkilerini ne ölçüde doğru olarak algılayabiliyor ve yaşamınıza geçirebiliyorsunuz? Sanırım herkes “ Evet bir şeyler değişiyor “ diyor. Bunu çocuklarımızda, ailemizde, arkadaşlıklarda, iş yaşamında farklı şiddetlerde hissedebiliyoruz.

Kimimiz bunlardan birini, bir kaçını veya tümündeki değişimi hissederken, kimilerimiz bu değişimin farkında olmayabiliyoruz veya şiddetinin olası etkilerini hafif olarak algılayabiliyoruz. Bu genelde değişime dirençli yönlerimizden kaynaklanıyor. Belirli davranış biçimleri ile yetiştirilmiş bir kişi bu kalıbın dışına çok zor çıkacağı gibi çevresindeki değişimi algılama ve cevap vermede de duyarsız olacaktır. Hemen her şeyin bir film şeridi gibi hızla seyrettiği dünyada kalıplarımız bir şeyleri kaçırmamıza neden oluyor. Genelde sadece şiddetli etkiler bize pahalı bir şekilde gerçeği gösterebiliyor. 17 Ağustos‘ta tüm acımasızlığıyla yaşadığımız deprem gibi.
Elimizde geçmiş olaylar vardı, bilimin gerçekleri vardı, yasalar vardı. Fakat biz tüm bunları görmezden geldik ve bunun bedelini de çok ağır olarak ödedik.
İş dünyasında da şu an sürekli küçük ve orta şiddette depremler oluyor, Türkiye gibi henüz yapılanması oturmamış ülkelerde, yaşanan krizler gibi, yüksek şiddetli depremlere de maruz kalmak riski oldukça yüksek. İletişimin hızla geliştiği ve geliştiği ölçüde küçülen dünyada, bu depremleri sadece ülkeniz kaynaklı değil, tüm dünyadaki gelişimler çerçevesinde yaşıyorsunuz. Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir oluşum sizin geleceğinizi tahmin etmeyeceğiniz ölçüde etkileyebiliyor.
Ve bizler bu ortamda hala 17 Ağustos depreminde olduğu gibi, tehlike uyarılarını ve değişim sinyallerini görmüyoruz. Bunu göremememiz tehlikeyi en az acıyla atlatma fırsatlarını kaçırmamıza neden oluyor.
Geçmişte başarılı olan yöntemler ve stratejiler artık istenen sonuçları vermiyor. Dış kaynaklı rekabet şirketleri kendi evlerinde vuruyor. Yüksek hızda ve istem dışı olarak süren bu rekabet ortamında başarılı olmak, ancak diğerlerinden daha hızlı şekilde yeni şartlara uyum sağlayan bir organizasyona sahip olmayı, organizasyonel olarak öğrenmeyi ve birlikte çalışması kolay bir şirket olmayı gerektiriyor.
Organizasyonunuzun ihtiyaçlarına uygun yönetim sistemleri bu değişime cevap vermek için gereken donanımları sunuyor. Bu sistemler bir ısırgan otu gibi, nasıl kullanacağınızı bildiğinizde şirketinizin bağışıklık sistemini güçlendirmekte, böylece şirketinize dışardan gelen her türlü etkiye karşı sizi savunarak ayakta kalmanızı sağlamaktadır. Fakat değişimin gereğine inanılmaz ve bu gerekleri yerine getirmek için şirketin her seviyesinde yeterli performans gösterilmezse ısırgan otu gibi elinizi dolayacaktır.